Kayıtlar

Kumdan Kaleler

 Küçükken yaz tatillerimi dedemin yazlığında, Kapıdağ yarımadasının Dalyan sahillerinde geçirirdim. Dedem, babaannem, kardeşim ve ben yaz mevsiminin armağanı meyvelerle ve pek leziz yemeklerle beslenirdik. Yazlığın bahçesindeki zeytin, ceviz ve kiraz ağaçlarını çok severdim. Her sabah dökülen yaprakları ve toz toprağı temizlerdim. Sonra güzelce kahvaltı ederdik ve bizim için gün başlardı. Gün başlaması demek bizim için maceraya atılmamız demekti. Deniz şortlarımızı giyip, havlularımızı alıp dedemin tabiriyle  deniz boyu' na giderdik. Bazen denizde yüzer ya da oyunlar oynardık, bazen meyve ağaçları bulmaya çalışırdık, ya da kalabalık grup oyunları oynardık. Yazlıkta çocuk olmak bir çocuğun başına gelebilecek en güzel şeylerden biri. Eğer özellikle küçük bir tatil beldesinde herkesin tanıdığı ve sevdiği bir ailede çocuksa. Güvenli ortam, sınırsız eğlence faaliyetleri, taze ve lezzetli yiyecekler...  Fakat bizi diğer çocuklardan farklı kılan bir aktivite vardı. O da sahilde ...

Bulaşık Yıkamak

Yemek yapmayı seviyorum ama bulaşık yıkamayı sevmiyorum. Fakat ne yazık ki bu iki eylem birbirinden ayrı şekilde düşünülemez. Zira her eylemin bir bedeli vardır.   Yaklaşık 1.5 senedir kendi yemeğimi kendim yapıyorum, mutfağa yeni alıştım diyebilirim. Hala birçok kişi için basit gelebilecek şeyler için internetten yardım alıyorum. Kendimi tat konusunda ve tarif genişliği konusunda da geliştirdim ancak bir türlü yemek yapmayı bulaşık yıkamakla bileşik bir aktivite olarak görmeyi beceremiyorum. Galiba sorun da burada. Gülün güzelliği biraz dikeninde fakat benim aklım bir türlü bulaşığı da yemek yapmanın bir parçası saymıyor çünkü yemek yapmak başlı başına bir diken, mükafatı lezzetli ve doyurucu yemekler olsa da.  Sıkıntının bir diğer boyutu da bulaşıkların birikmesi mevzusu. Gece bir şeyler atıştırmak istedin sabaha bulaşık bıraktın, sabah hızlıca bir kahvaltı yapıp sonra toplamak üzere sofrayı kaldırmadın, eve bir geliyorsun tezgahta bir sürü bulaşık var. Yemek yapmaya başlama...

Neden Bay Anderson, neden?

Son haftalarda Matrix filminden bir kesit ve bu kesitte yer alan Neo ve Ajan Smith'in karşılaşmasında Ajan Smith'in söylediği "Neden Bay Anderson, neden?" repliği Türkçe sosyal medyada çok popüler oldu. Bana göre üzücü olan durum bu kesitte yer alan konuşmadaki asıl can alıcı olan, bahsedilmesi gereken Neo'nun yani Bay Anderson'ın isabetli ve harika cevabı olması gerekirken; tam tersi bir durum olarak Ajan Smith'i canlandıran aktörün ve seslendiren Türkçe dublaj sanatçısının üstün performansı nedeniyle sosyal medya kullanıcıları tarafından kesit muhteşem tirad notlarıyla paylaşıldı.  Bu kesitin paylaşılma ve tartışılma biçimi, aktör ve dublaj sanatçısı sayesinde aslında filmin kötü adamı olan Ajan Smith'i resmen aslında gerçek haklı kişi biçime dönmüş durumda. Elbette büyük çoğunluk sahneyi derinlemesine inceleyip üzerine düşündükten sonra haklıya karar vermiyor, aksine yüzeysel biçimde hisleriyle kendine en yakın gelenin tarafına geçiyor ancak filmde ...

İlk medeni insanların pişirdiği ekmekler

Her insanın olduğu gibi benim de niş bir ilgi alanım var. İlk medeniyetler hakkında düşünmek ve hayal kurmak hoşuma gidiyor. Özellikle tarih öncesi insanlarının teknolojik olarak geri fakat günümüz insanıyla aynı zekaya sahip insanlar olduğu farkındalığına eriştiğimden beri tarihe farklı bir gözle bakıyorum. Amatör fikrim şöyle: Temel düzeyde insani gerekliliklerimiz değişmedi bence; barınma, beslenme gibi ihtiyaçlarımız temel düzeyde aynı fakat elbette günümü teknolojisinin bize sunduğu araçlar sayesinde ve içinde yaşadığımız çağdaş toplum nedeniyle sorunlarımız, hedeflerimiz, bizi üzen ve bize zarar veren şeylerin sıralaması farklı. Dikkat çekmek istediğim nokta bu insanlar günlük hayatta devamlı olarak doğayla bir mücadele içindelerdi ayrıca buna ek olarak insanlar toplumun parçası olduğu için, toplum içi mücadele hatta ve hatta toplumlar arası mücadeleler de vardı.  Mesela bir taş devri kabilesindeki erişkin bir birey ya da Mısır medeniyetinde Piramitler'in inşaasında çalışan b...

Plastik Kaplar

Bugün envai çeşit eşyaları düzenli biçimde yerleştirebilmek için plastik kaplar satın aldım. Yakın zamana kadar sahip olduğum her şeyi düzenli olduğunu düşündüğüm fakat dolap veya çekmeceleri her açtığım zaman bozulan biçimde yığardım.   Ayrıca plastikten oldum olası nefret ettiğim için hep uzak dururdum kaplardan. Fakat fikrim o konuda biraz değişti, fikirlerimi toparladığımda plastik ve insanlar için anlamı hakkında yazmak istiyorum.  Her neyse… Yaşadığım yerler için zihnimdeki düzen şeması şu ana kadar hep eşyaları koyduğum A dolabının B çekmecesi biçimindeydi. Fakat fak ettim ki bu şema genişletilebilir. Şimdi ise X dolabının Y çekmecesinde bulunan Z kabı biçiminde. Yani bir katman daha eklenmiş durumda. Eşya envanterinin verisinin depolanma biçimini değiştirdim bu plastik kaplarla.  Sistemsel düşünme, bir bütünü doğru parçalara ayırma önemli bir şey. Her eşyanın nitelikleri var, bu nitelikler belirli biçimlerde ayırıcı özellik olarak kullanılıp eşyalar gruplara ayrıl...

Kaderini Sev

Ben hiç dövme yaptırmadım. Eğer yaptırsaydım vücudumun herhangi bir yerine amor fati ya da bunu simgeleyen bir sembol yaptırmak isterdim.  2025'in bana öğrettiği ve hayatım boyunca aklımdan çıkarmayacağım en manalı ders Nietzsche'nin yaygınlaştırdığı amor fati  kavramı oldu:  Kaderini sev. Kederi de, neşeyi de. Bu kavram radikal bir kabullenme içerir. Hayatı kederiyle keyfiyle kabullenmeyi öğütler. Gülün güzelliği dikeninden gelir.  Elde olmayan şartlar nedeniyle oluşan memnuniyetsizliği, yaşanamamış ihtimaller nedeniyle çöken hüznü; benzer düşünceleri ve hisleri kökten reddeder.   Yaşadığım hayat, bulunduğum nokta aslında hep olmam gereken yerdi. Yaşadığım her sarsıntı beni geleceğime ve hedeflerime hazırladı.  Yeni yıla girerken, yabancı bir şehirde, tek başına yaşadığım apartman dairesinde, telefona hiç bildirim gelmediği bir yalnızlık içinde, çakırkeyif bir zihinle yazı yazıyorum. Şikayet etmiyorum. Aksine bu noktaya nasıl ulaştığımın bilincindeyim...