Kumdan Kaleler
Küçükken yaz tatillerimi dedemin yazlığında, Kapıdağ yarımadasının Dalyan sahillerinde geçirirdim. Dedem, babaannem, kardeşim ve ben yaz mevsiminin armağanı meyvelerle ve pek leziz yemeklerle beslenirdik. Yazlığın bahçesindeki zeytin, ceviz ve kiraz ağaçlarını çok severdim. Her sabah dökülen yaprakları ve toz toprağı temizlerdim. Sonra güzelce kahvaltı ederdik ve bizim için gün başlardı. Gün başlaması demek bizim için maceraya atılmamız demekti. Deniz şortlarımızı giyip, havlularımızı alıp dedemin tabiriyle deniz boyu'na giderdik. Bazen denizde yüzer ya da oyunlar oynardık, bazen meyve ağaçları bulmaya çalışırdık, ya da kalabalık grup oyunları oynardık.
Yazlıkta çocuk olmak bir çocuğun başına gelebilecek en güzel şeylerden biri. Eğer özellikle küçük bir tatil beldesinde herkesin tanıdığı ve sevdiği bir ailede çocuksa. Güvenli ortam, sınırsız eğlence faaliyetleri, taze ve lezzetli yiyecekler...
Fakat bizi diğer çocuklardan farklı kılan bir aktivite vardı. O da sahilde ellerimizle kumdan kaleler yapmaktı. Daha önce yapmayan bilmez fakat bu kalelerin de kendine göre bir usülü vardır. Mesela ıslak kum kullanılır, ya da ekseriyetle kale duvarlarının ortası çukur olur ve bu çukurdan deniz seviyesine kadar kazıldığında belli bir miktar su çıkar, bu suyu etraftaki kuru kumlarla karıştırarak kalenin yapısını oluştulur.
Beldenin bulunduğu konum nedeniyle deniz ulaşım araçlarının oluşturduğu denizdeki dalgalar yaklaşık 2-3 saatte bir bizim bulunduğumuz sahile ulaşırdı. Bu yüzden bu dalgalara direnebilecek kaleler yapmak çocuklar arasında bir marifetti. Bizim amacımız her zaman yapabileceğimiz en iyi kaleyi yapmaktı.
Bazen dalgalar kelimenin tam anlamıyla devasa ve süratli olurdu, elbette inşa ettiğimiz kale duvarları dakikalar içinde pes ederdi. Saatlerce iki kardeş çocuk halimizle emekle inşa ettiğimiz kaleler yerle bir olurdu.
Çocuk halimizle elbette gurur duysak da eğer kale yıkıldıysa başarısız olduğumuzu düşünürdük, düşman su dalgaları kazandı diye. Su dalgalarının düşmanlıktan, bizim kalemizden ve bizden haberi dahi yoktu tabii ki fakat çocuğun aklına soru geliyor: Su dalgaları niye yıktınız kalelerimizi? Biz sizin düşmanınız değildik ki, niye saldırdınız kalemize?
---
Dün aylardır emek verip çalıştığım öğrenci pozisyonumdan yaklaşık 3 dakikalık bir çevrimiçi toplantı ile şirket yönetiminin çalışan sayısını azaltma kararı nedeniyle çıkarıldım. Çalış, çabala, aidiyet geliştir, kendinden ödün ver; su dalgasının haberi yok ki, yıktı geçti.
Kendi halime üzülüyorum. İş yaşamı ve kariyer konusundaki tecrübesizliğime üzülüyorum. Kaç yaşında hala öğrenci olduğuma üzülüyorum. Hala kendi profesyonel kimliğimi bulamadığıma üzülüyorum. Kendi kariyer rotamı şirket ortamından keyif aldığım için net bir şekilde çizememiş olmama üzülüyorum. Kaçırdığım fırsatlardan ettiğim zararlara üzülüyorum. Birçok konuda yüksek düzeyde bilgi edinip bu bilgi ve tecrübeyi paraya ve statüye çeviremediğim için üzülüyorum.
Haksızlık olduğunu düşün, sinirlen, kız ama kime? Bu hislerimin muhatabı yok. Su dalgalarına mı kızayım, doğa kanunları içinde hareket ettiği için?
---
İnsan başına gelen musibetten de ders çıkarıp memnun olabilir.
Mesela layoff olayını öğrenci pozisyonunda çalışırken tecrübe ettiğim için memnunum. Beni tek bir şirket odaklı düşünüp, kariyerimi bütün olarak ele almamaktan kurtardığı için memnunum. Şirket ve çalışan arasındaki ilişkinin her zaman ama her zaman şartlar ve çıkar odaklı olduğunu deneyimlediğim için memnunum.
Bu yaklaşık 1 yıllık endüstride çalışma tecrübesi, bana çok şey kazandırdı ve gözlerimi açtı. Benim bu deneyime kesinlikle ihtiyacım vardı. Bu süreyi gerçekten öğrenmek ve tecrübe kazanmak için kullandığım için kendimle gurur duyuyorum. Belki bazı şeyleri kavramam zaman aldı fakat sonunda endüstri nedir, çalışmak nedir, özel şirket nedir, üretim ve üretim araçları nedir, para nasıl kazanılır anladım.
Kendi yaptığım onlarca yanlışı fark ettim. Elbette hala yanlış bildiğim şeyler de vardır fakat bu iş tecrübesi beni gerçekten tecrübeli bir insan yaptı. Neler yapabilip yapamayacağımı daha iyi kavradım. Bu sebeple geleceğimdeki belirsizlik yükselse de, bu belirsizlikleri aşmak için yeterli alet edevatım birikti.
Yorumlar
Yorum Gönder